Uyanın! Eşcinseller İnsanlığı Kandırıyor!

Yazan: 15 Ekim 2023 1917

Cinsellik tabi bir vakıadır maamafih cinsel ihtiyaçların makul ve meşru zeminde giderilmesi iktiza eder. Morfolojik, biyolojik ve fıtraten canlı türlerinde farklılıklar mevcuttur. Bu farklılıklardan bazıları sadece o türe has olmuş olabiliyor. Nasıl ki kanat deyince gözümüzün önünde kuş canlanıyorsa akıl deyince de insan canlanıyor. İnsan bir kuş değildir ondan bir tepeye çıkıp uçması beklenilmediği gibi kuştan da makul hareketler beklenemez. Zaten makul kelime manasıyla akla uygun demektir. Bir kanat, kuşun gökyüzünde ülke ülke uçmasını sağlarken akıl insanda nelere vesile olup onun hangi kutlu diyarlara uçmasını, varmasını sağlar acaba? Böylece akıl varacağı yerin şerefiyle asli görevini de yerine getirir. Peki insanın kanadı yokken uçması ölüme sebebiyet verebilecekken; aklının olduğu halde cinsel ihtiyacını makul ve meşru zeminde gidermemesi insanda ölüme giden acaba kaç tane yola sebep olacaktır? İntihar, işkence, istismar, kanser, üretrit, hepatit, menenjit, şigelloz gibi insan bedeninde birçok hastalığa oradan ölüme sebep olan sınırını aşmış cinsel uygulamaların insana vermiş olduğu manevi hasar ise daha ciddi olup şifasını bulmadığı sürece ölü olarak kalacaktır. Cinselliğin, insanlığın haysiyet, şeref ve kıymetini imha edecek dalalet uygulamalarla birtakım sapık arzuların kontrolünde kullanımı gün geçmiyor ki yaygınlaşmasın. Evlilik ve zina, ak ve kara, şeref ve alçaklık gibi kâinatta her şey zıddıyla kaim olduğundan bu zıtlar arasında hem insanın şahsiyetinde hem de kâinatta birbirini galebe ve bertaraf etme mücadelesi de mevcuttur. Hal böyleyken, cinsellikte sınırları çizilen insanı, menfi arzu ve isteklerinin elinden çekip kurtaran ve böylelikle ona gerçek hürriyeti sunan inanç,yapı ve şahsiyet sahibi insanların mevcudiyeti bir tarafta; buna karşın bu kutlu inanç,yapı ve şerefli insanlara muhalif ve düşman olan eşcinsel lobisi ve emir kulları başka bir tarafta birbirine karşı mücadelesini veriyorken; biz Müslüman Anadolu insanı, niyetlerimizin bir gün amelde olacağı güne hasret ve gayrette İbrahim(A.S.)’a doğru su taşıyan karınca misali: ’Olsun, hiç olmazsa hangi tarafta olduğum anlaşılır.’’ haliyle yediden yetmişe eşcinselliğe karşı mücadele etmek derdindeyiz.

Eşcinsellik ve faaliyetleri günümüzden 50-60 yıl öncesine kadar dünyada ekseriyetle kabul edilmeyen bir mesele iken;ne oldu da insanlar ve devletler tarafınca normal kabul edilir,yasal zeminde çeşitli haklar verilir oldu?Bu soruları cevaplamak için eşcinselliğin yakın tarihteki seyrine baktığımızda karşımıza şu önemli aşamalar çıkıyor:Rockefeller Vakfının finansal ve her türlü destekleriyle,kendi araştırmalarını yapacağı Alfred Kinsey.(Fotoğraftaki yer Rockefeller plazadır,NewYork,Abd.Tarih:28 Haziran 2019).Alfred Kinsey’in kendisi bir zoolog olmasına karşın yetkinliği olmadığı bir sahada çalışmalarını yürütmüş.1948 ve 1953 yıllarında yaptığı erkeklerde ve kadınlarda cinsel yaşam adlı iki farklı araştırması,20. yüzyılın ahlakını değiştiren adam(!) olarak anılmasını da beraberinde getirmişti. Alfred Kinsey, araştırmalarında ABD topluluğunda eşcinsellik, pedofili, kürtaj, aldatma vb. ahlaksızlıkların oldukça yaygın olduğunu ortaya koyuyor.Abd basını ve medyası tarafından oldukça ilgiyle karşılanan bu araştırma,Abd'deki ceza sistemini değiştirecek çapta yankı buluyor. Bunun üzerine Abd Barolar Birliği toplanıyor ve Alfred Kinsey'in çalışmalarını esas alarak şu sonuca varıyorlar:''Abd ceza sisteminin kendi toplumsal gerçekleriyle çok uygun olmadığı. ‘Bu vardıkları sonucun nihayetinde,öncesinde Abd'de suç kabul edilen pek çok davranışı aldıkları kararla suç olmaktan çıkarıyorlar.Ancak Abd Barolar Birliğinin atlamış oldukları birşeyler vardı.Alfred Kinsey'in 5300 erkekle görüşerek yaptığı bu araştırmada 1400 tane erkeğin cinsel suçlardan ötürü hüküm giymiş mahkum olduğu gerçeği.O dönemki Abd nüfusu yaklaşık 150 milyon ve Kinsey'in bu araştırmasının Abd halkının genelini ifade edecek ölçüde gösterilmesi saçmalığıyla beraber; Kinsey'in yaptığı araştırmada özellikle cinsel suçlardan ötürü hüküm giymiş mahkumları seçmesi ve bunun o dönem gizlenmesine ne demeliyiz? Araştırma verileri yanlış, verilerin geldiği yer güvenilmez, araştırma metodolojik açıdan sorunlu ve büsbütün hatalı olan bu araştırmanın hiçbir gerçeklik barındırmadığı aşikâr. Eşcinselliğin normal olduğu düşüncesini ileri sürerek eşcinsellere toplumda yasal zemin hazırlayacak bu araştırma bilimsel(!) olarak yayınlanıp kabul gördü.

Eşcinselliğin yakın tarihteki seyrine baktığımızda karşılaşacağımız diğer bir olay ise homofobi kavramının ortaya çıkışıdır. Homofobi kavramı 1960'lı yıllarda Abd'li psikolog George Weinberg'in kullanımı ve izah edişiyle ortaya çıkmış ve psikoloji literatüründe yerini almıştır. Weinberg homofobinin tanımını eşcinsellerle yakın mesafede olma korkusu olarak açıklamıştı. Kavram ve kelimelerin özüne inmeye çalışacak olursak ''homofobi'' deyişi üzerinden karşımıza iki şey çıkacaktır: ''Bunlardan biri fobi diğeri ise eşcinselliktir.''Weinberg homofobi kavramını ortaya atadururken biz ise bunları fikir eleğimizden geçirip izahına çalışalım.

 İlk ele alacağımız kavram olan fobi, herhangi bir tehdit veya tehlike oluşturmayan durum ve nesnelerden korkma ve ölçüsüz derecede büyük korku emareleri gösterme halidir. En önemlisi de sağlıklı seviyedeki korkunun aksine, fobi düzeyindeki korkular hastalıklı bir halin oluşmasına sebebiyet verebilir. Çünkü fobide hissedilecek korkunun boyutu ile insanda oluşturacağı etki ve tepkisi olması gerekene kıyasla orantısız ve abartılı bir seviyede insanda makes bulur. Şimdi sıra eşcinsellikte, hakikat laboratuvarında soylu fikrimizin mikroskobuyla bakacağımız eşcinsellik mikrobunda. Eşcinsellik hem küresel hem tarihsel bir sorun ve sapıklık olarak ne yazık ki asırlardır dünyada varlığını devam ettirmiştir. Bu deyişimize mukabil olarak, muhtelif topluluklarda kontrol edilemeyen lükslük ve dünyalık rahatlığın neticesinde dini ve manevi değerlere itibar azalmış. Bununla birlikte birtakım sapık oluş, düşünce ve uygulamalar tesirini izhar etmiştir. Böylelikle insanın her türlü sahada davranışlarını sevk ve idare eden dini ahlak öğretilerinin yerine ahlaksızlık zuhur etmiş. Dünyevi ve cismani tatmine yönelen düşünce ve davranış biçimleri toplumlarda intişar etmiştir. Öyle bir hal almış ki, son yüzyılda batı toplumlarında cinsiyet ile din kavramlarının yer değiştirdiği dahi söylenebilmektedir. İşte bu gibi toplumlarda ahlak ve ahlaka ait değerler yerine cinsiyet, aleni ve yaygın bir sosyal görünüm halini alarak hakim kültür yapılmak istenmektedir.

Cinselliğe dair her türlü uygulamaları yasallaştırma ve serbestleştirme (aslında cinsi arzularına köleleştirme) çabaları, bu toplumlarda ruhi rahatsızlıkların azalmasından ziyade artışına sebep olmuştur. Esasen her arzu doyumu yeni bir arzu açlığına bâdi olmuş ve bu durum anbean bir ihtiras halini almıştır. Bir sapıklık olan eşcinselliğin yayılmasındaki temel dinamikleri gösterdikten sonra homofobi kavramına tekrar dönüp bakacak olursak neler görmemiz iktiza eder?Birincisi aşikar ki insanın cinsi arzularının kontrolden çıkıp ahlak sınırlarını aşması sonucu ortaya çıkan eşcinsellik hobi veya fobi olunacak değil, karşı olunacak ve onunla mücadele edilecek bir meseledir. Eşcinselliğe muhalif ve eşcinsellikle mücadeleci tavrın bizim lügatimizdeki yeri; bir Müslüman’ın lanetlenmiş bir eşcinselden uzak durmak istemesi asla ondan korktuğundan değil ondaki lanetli nefesten uzak durmasındandır.

Hz. Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), “Vedâ Haccı”nda Mina ile Müzdelife arasındaki Muhassir Vâdisi’ni geçerken sür’atlendiler. Sahâbe-i kirâm hazarâtı:

“–Yâ Resûlallâh, ne hâl oldu, niçin acele ediyorsunuz?” diye sorunca, Fahr-i Kâinat (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) cevâben:

“–Bu mekânda Cenâb-ı Hak, Ebrehe ordularını kahretti. O kahır tecellîsinden bir hisse gelmemesi için sür’atlendim!” buyurdular.

Yine Tebük Seferi’nde ashâb-ı kirâm,Semûd kavminin helâk olduğu yerden geçerken Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem):

“–Bu taştan oymalı evlere hüzünle girin! Buradan bir şey de almayın! Çünkü burada azgın bir kavme azâb-ı ilâhî geldi...” buyurmuşlardı.Sahâbe-i kirâm:

“–Yâ Resûlallâh, kırbalarımızı su ile doldurduk. Hattâ bu su ile hamur yaptık!” dediler.Hz.Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem):

“–Sularınızı boşaltın, hamurlarınızı da dökün!” buyurdular. (Buhârî, Enbiyâ, 17)

İkinci olarak dikkatimizi çekecek husus ise, kendilerini tıp alanında sağlıklı kabul ettirmeleri için her türlü yalana başvuran eşcinsel lobi, psikoloji topluluğuna da sarkıntılık yapmıştır. Homofobi kavramıyla eşcinselliğin herhangi bir tehdit ve tehlike oluşturmayacağı yalanına topyekün insanlığı inandırmaya çalışmaları senelerdir devam ediyor. Şimdi sağlıkla alakalı binlerce sorunlarından birkaçına değinelim: Eşcinsel ilişki sonucu ortaya çıkan günümüzde AIDS(Kazanılmış Bağışıklık Yetersizliği Sendromu) olarak bilinen ancak asıl adı GRID(Eşcinsellikle İlişkili Bağışıklık Sistemi Bozukluğu) hastalığının sonradan eşcinsel lobilerce isminin değiştirilmesi bu hastalığın eşcinsellerde ortaya çıktığını değiştiremez. Öyle bir hastalık ki örnekle anlatacak olursak; savaşa girmiş bir ülke düşünün havada, karada, denizde her alanındaki savunma gücü zamanla kuvvet kaybediyor. Gün geçmiyorki askerleri, uçakları, denizaltıları kısaca her türlü askeri gücü daha düşmanla çarpışmadan ölüyor, kaza geçiriyor, batıyor. Bu durumda düşmanın hiçbir şey yapmasına gerek yok kendisi yok olacak zamanla. GRID de işte insanda böyle bir hastalıktır ne var ne yok insanın tüm bağışıklığını zayıflatıp ölüme doğru götüren.

   Eşcinseller arasında sıklıkla seyreden diğer durumlarsa intihar ve istismardır. Avustralya intihar araştırmaları enstitüsü, 2004 yılında yaptığı bir araştırmada eşcinsellerin yaşadığı psikolojik rahatsızlıkların kendi partnerleriyle olan ilişki sorunları yüzünden olduğu sonucuna vardı.2016’da eşcinselliğe destek veren ülkelerden olan İsveç’te yapılan bir çalışmada eşcinseller çiftler arasında intiharın normal çiftlere göre 3 kat daha fazla olduğu, Danimarka’da ise bu oranın 8 kat daha fazla olduğu görüldü.

Bırakalım şimdi kendi kendilerini itiraf etsinler. Glbt aile içi şiddet koalisyonu, glbt bireylerin yüzde 33’ünün partner istismarına kaldığını bildirdi. 2000 yılında ise beş bin eşcinsel üzerinden yapılan araştırmada duygusal istismar, yüzde 83’ü tarafından bildirildi.

Son olarak eşcinselliğin, insanın kendi şahsiyetinden başlayıp aile mefhumuna, toplumun ahlak dinamiklerinden insanlar arası sağlıklı iletişime, değerinin anlaşılması gereken sağlıktan düşünmek için verilen akla hulasa iyi ve iyiye dair ne varsa hepsine karşı savaş açıcı ve yıkmaya çalışıcı olduğu fikirden az biraz nasibini almış insanlar için aşikardır. Vesselam…

Dergiler

Servet Turgut'un Kaleminden

© 2022 Seriyye Dergisi